“Engellilik” kavramı, fiziksel, zihinsel, duyusal veya psikososyal bir yetersizlik nedeniyle bir kişinin günlük yaşam aktivitelerini, toplumsal katılımını veya fırsatlara erişimini kısıtlayan durumları ifade eder.
Biraz daha detaylı anlatayım:
🔹 1. Tanım
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre engellilik, bireyin sağlık durumu ile çevresel ve kişisel faktörlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan işlev kaybı veya katılım kısıtlılığı durumudur.
Yani engellilik sadece kişinin “bedensel” bir sorunu değil, aynı zamanda çevrenin ve toplumun bireye sağladığı (ya da sağlamadığı) destekle de ilgilidir.
🔹 2. Engellilik Türleri
- Fiziksel engellilik: Yürüme, hareket etme, el-kol kullanma gibi bedensel işlevlerde kısıtlılık.
- Görme engelliliği: Tam veya kısmi görme kaybı.
- İşitme engelliliği: Tam veya kısmi duyma kaybı.
- Zihinsel engellilik: Zihinsel işlevlerde ve uyumsal davranışlarda belirgin sınırlılık.
- Otizm spektrum bozukluğu: Sosyal iletişim ve davranışlarda farklılıklar.
- Psikososyal engellilik: Ruhsal hastalıklar nedeniyle toplumsal katılımda kısıtlılık.
🔹 3. Türkiye’de Hukuki Tanım
Türkiye’de 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’a göre:
“Engelli; doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini kaybeden ve bu nedenle toplumsal yaşama uyum sağlama ile günlük gereksinimlerini karşılamada güçlük yaşayan kişi”dir.
🔹 4. Engelliliğe Yaklaşımlar
- Tıbbi model: Engelliliği bireyin “hastalığı” olarak görür.
- Sosyal model: Engelliliği, bireyin önündeki toplumsal ve çevresel engellerin sonucu olarak değerlendirir.
Günümüzde daha çok sosyal model yaklaşımı benimsenmektedir.